Güncel Eleştirel Blog GerginGergedan.Org

Akaki Akakiyeviç ve Üçüncü Milenyum

Akaki Akakiyeviç adlı bir memurun yaşamını ve paltosunu çaldırdıktan sonra başına gelenleri konu edinmiş bir eser.

Akaki Akakiyeviç adlı bir memurun yaşamını ve paltosunu çaldırdıktan sonra başına gelenleri konu edinmiş bir eser.

Bugün önce Gaziosmanpaşa’da bir tiyatro topluluğuna ardından Taksim’e gittim. Birkaç kişiyle konuşmak için. Ayrıca alışveriş de yaptım biraz. Az olan paramı harcamakta üstüme yoktur. Paralar suyunu çekince takıldım tramvaya geldim meydana gerçi tam Galatasaray Lisesi önünde makinist bir hamle yaptı takılanlar insin aşağı falan diye ama olmadım oralı. İstiklal Cadedesi’nde bir fenomendir bu artık, gelenektir. Takım elbiseli iş adamları bile vardı benle beraber asılan.

Otobüs duraklarına vardıktan sonra. Açtım biraz kitap okumaya başladım. Sonra sıcaktan ve güneşin tepeme vurmasından dolayı, biraz da yanımdaki hatun kişinin hacı yatmaz gibi sallanarak uyuması, kitap okumayı bıraktım. Öyle yarı uykulu düşünmeye başladım. Uyuyamıyorum çünkü yağlı kafalı bir birey kafasını cama dayayarak bir yarım daire çizmiş otobüsün camına o nedenle omuzumu koymak istemiyorum ” kafamı zaten koymam!” .

O yarı uykululuk haliyle düşüncelere daldım. Tam Aksaray’a dönerken şimşek gibi çaktı bir düşünce hatta bir fantazi kafamda “Kendime eskiciden kıyafet alayım ulan ben, hem eski şeylere meraklıyım, hem özgün, fabrika çıktısı değil şimdiki gibi, hem ne bileyim hoş olur işte! Seksenlerin modası iyidir diyorum onlardan bulayım. Doksanlar pek hoş değil bele kadar pantolon çekemem beyaz çorapla beraber.” Sonra bir an konu zıpladı Seksenleri göremedik, doksanlı yıllara yetiştik, milenyuma girişi yakaladık tam anlamıyla yaşıyoruz, acaba iki bin yirmilerde ne olacak, ya iki bin otuzlar, kırklar, elliler, altmışlar … Hassiktir ulan göremeyeceğim tamam altmışları görürüm belki ama benim kafama güm diye gergedan kafası kadar yumruğunu indiren şey üçüncü milenyumdu. Ağa olsan, paşa olsan, genel müdür olsan, çuvalla paran olsa, sekiz tane okul bitirsen dünya tutmuyor seni içinde ulan bu çok faydalı bir adam kalsın bu ölmesin diye.”

Bir an nasıl üzüldüm otobüste anlatamam. Ne kötü yahu. Göremeyeceksin. Merak ediyorum ben deli gibi şimdi üç binli yılları. Bu düşüncelerin hemen ardından aklıma Gogol’ün Palto’sundaki Akaki Akakiyeviç geldi. Şu yeni yaptırdığı paltoyu çaldırdıktan sonra kahrından ölen memur. Gogol burada öldüğünde unutulup gidecek olan insanları anlatıyordu. Toplumu için çalışan, okuyan, üreten ama öldüğünde anılmayan insanları anlatıyordu. Tamam Akaki Akakiyeviç hakkında efsaneler çıkmış hayaleti paltoları çalıyor falan diye ama yine de yitip gitmişti.

Unutlumak, dünyadan silinmek, yeni buluşları görememek dünyanın o zamanki halini gçrememek ne kötü yahu. Dünyaya kazık çakamıyorsun işte. Tamam iyi şeyler yaparsan adın kalır. Ama insanın kendinin kalıp görememesi moralimi çok bozdu gerçekten. Akaki Akakiyeviç’in de ismi efsanelerle kaldı belki ama ya kendisi…?

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Yahoo! Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Live
  • FriendFeed
  • Reddit
  • email

2 Tepki “Akaki Akakiyeviç ve Üçüncü Milenyum”

  1. Barbaros Mülayim diyor ki:

    Bugüne kadar birçok filozof bunlar üstünde kafa yormuştur. Cevap: KOCAMAN BİR HİÇ. Metafizikle eşdeğerdir gelecek. Ne kadar kovalarsan kovala hep kaçacaktır senden. Belkide iyidir bir yandan da. Ne olacağını bildiğin için belki pes edersin. ” nasıl olsa bir sap olamayacağım” deyip pes etmek olmaz. Albert Einstein kuantum fiziği ve nükleer bombayı çözdüğünde doğacak sonuçları bilseydi yapar mıydı? Bence yapmazdı. Her işte bir hayır vardır. Bununda böyle olması gerekiyor demek ki bu böyle. Saat sistemi gibi. Çarklardan birine çomak sokarsan ya çomak kırılır, yada çarklar durur. Bence balataları sıyırmamak için bu tarz şeylere fazla kafa yormamak lazım :) .

  2. Ridvan diyor ki:

    Bana göre iyi olanı sonunu düşünmeden, beklenti olmadan yapmak gerekir biraz da. Bu bizim ödevimizdir. Immanuel Kant…

Homurtuya Bir Tepki Bırak




Üste Git