Güncel Eleştirel Blog GerginGergedan.Org

Minareler Yasaklansın Mı Referandumu, İsviçre’nin Faşizme Doğru Adım Adım Gidişi ve Türkiye’ye Bir Bakış

Minareler Hakkında AfişYukarıdaki afiş İsviçre’nin gelecek referandumuna ait. Referandum sorusu ise : “Minarelerin inşaları yasaklansın mı, yasaklanmasın mı?”

İsviçre’de iki faşist eğilimli partinin (hatta eğilimli ibaresi atılabilir) başlattığı imza kampanyası 300 bin küsur İsviçreli tarafından imzalanmış durumda. Ülkenin yüzde 10′luk kısmından daha az bölümünü oluşturan Müslüman kesime uygulanan bu ırkçı tavır ülkeyi bir kaos ortamına sokabilir. Dahası İsviçre’nin bu faşizan girişimleri gözle görülür oranda devam ediyor. Bilindiği üzere İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in de yargılandığı bir dava var İsviçre’de. İsviçre sınırları içerisinde “Ermeni soykırımı yoktur.” derseniz İsviçre mahkemeleri tarafından suçlu görülüyorsunuz. Şimdi burada İslam çağdışı mı değil mi, Ermeni soykırımı oldu mu olmadı mı şeklinde tartışmalara girmeyeceğim. Bana kalırsa nasıl İsviçre’de ‘Ermeni soykırımı oldu mu olmadı mı’  sorusu tartışılması gerekiyorsa Türkiye’de de tartışılmalı. Kendisini bir elin avuç içine hapsetmiş ülkeler daima bir ileri iki geri saymaya mahkumdur.

Herneyse bu ırkçı uygulamaya geri dönelim. Dünyayı kasıp kavuran bir terör örgütü var, El Kaide. İstihbaratları, militanları açısından pek bilgim yok ama dünyanın en büyük örgütü olduğunu tahmin edebiliyorum. El Kaide’nin Müslümanlar tarafından kurulmadığına inananlar ise bence atgözlüğüne sıkı sıkı sarılmış, yatarken bile çıkarmayan kişilerdir. İsviçre’nin bu tarz bir uygulamaya gitmesi, bunu ortaya atan insanların bulunması ise, saçma bir tümevarım sonucunda olabilir. Gerçi bu iki faşizan partiden olayın güvenlikle bağlantısı olup olmadığıyla ilgili bir bildiri okumadım. Afişte görüldüğü üzere İsviçre’yi Müslümanların ele geçireceği korkusu var. Aynı korku Hollanda’da vardı, ki hala var. Bu korkunun sonucunda “Fitna” isimli belgesel film çekilmişti.

Kimsenin inancına müdahale etmek istemem ama bana kalırsa da çarşaf, şalvar, takunya gibi kavramlar çağdışı. Ortaçağ görünümlerinden ötesini vaat etmiyor. Ama bir birey bu şekilde davranmak istiyorsa bırakın davransın, kimse kimsenin özgürlük alanına girme hakkına sahip değil. Başka birisi de benim görünüşüme, giydiklerime “saçmasapan” yorumu yapabilir. Saygı duyarım.

Gelelim bu bağlamda Türk üniversitelerindeki türban yasağı kuralına. Laiklik, anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri arasında. Ama şöyle baktığımda nasıl ki türban takmak bana şekilcilik olarak geliyorsa, ‘üniversiteye türbanla girilemez” demek de aynı şekilde şekilcilik geliyor. Bir insan işini aynı ciddiyetle yapacaksa görünüşünün ne önemi var ki? Aynı şekilde o insan “türbana özgürlük” derken nasıl olur da saçını savura savura gezme özgürlüğünü kısıtlar bunu da anlamıyorum. Burada kısıtlı bir özgürlük var. Eğer özgürlük kavramını gerçekten hatmettiyse biri “türbana özgürlük” kavramını savunmaz. Referandum olsa ve türbanın üniversiteye girip girmemesi sorulsa, ya çekimser ya evet yanıtını oylarım. Ama tekrarlıyorum, türbanla üniversiteye girmeyi savunmak gerçek özgürlük değildir. Gerçi bu ülkede korku üzerine kurulu herşey. Ülkedeki diğer etnik grupların adı geçtiğinde insanların yüz ifadeleri değişiyor, kafalarından çizgi filmlerde olduğu gibi dumanlar çıkıyor, burunlarından trenler zil çalıyor. Tarihiyle yüzleşemeyen bir toplum yaratılmış, en ufak bir anlaşma zemininde “vatan elden gidiyor” anlayışı hakim. Aynı şekil sloganlar “laiklik elden gidiyor” şeklinde de atılıyor. Fakat bu anlattığım toplum yapısı sadece Türk toplumuna özgü birşey değil. Çevre milletlerin hemen hepsinde bu anlayış var.

Bir grup ağzı salyalı, gözleri kırmızı Türk ve Ermeni milliyetçisinin savaş ortamında birbirlerine karşılıklı olarak yaptıklarını milletlere tamamen dayatamayız. Hrant Dink’in sıkça bahsettiği gibi nasıl Türk halkı Ermeni düşmanlığıyla birliğini sağlıyorsa, Ermeniler de Türk düşmanlığıyla birliğini sağlıyor. Bu durum şükür ki 3-4 yıldır değişme sürecinde. Artık kapalı kapılar açılıyor.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim, milyonlarca Türk, Kürt, Romanyalı, Sırp vb. insanının yaşadığı Almanya’da anayasaya “Resmi dil Almanca’dır” şeklinde bir ibare eklenmeye hazırlanıyor. Eğer bu anlayış devam ederse, başka şeylerin önünü açar ve ırkçılığı tırmandırırsa, pek iyi şeyler gözükmez ufukta.

En başa dönelim, referandum kabul olsun olmasın, bu saçma politikaları kınamalı büyük devletler. Hoşgörüye yer veremeyen bütün kafataslar, sadece kafatasıtır. İçindeki o kıvrımlı hadiseden eser var mıdır bilinmez. İnsanlar tüm kaynaklara her şekilde ulaşmalı. Eğer devam eden hegemonyanın ideolojisi doğruysa, zaten diğer insanlar bu ideolojiden kopmayacaktır. Avrupa Hitler selamını verenleri cezalandırırken, kendisi Hitlerleşiyor.

Liderinizi takip edin!

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Yahoo! Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Live
  • FriendFeed
  • Reddit
  • email

5 Tepki “Minareler Yasaklansın Mı Referandumu, İsviçre’nin Faşizme Doğru Adım Adım Gidişi ve Türkiye’ye Bir Bakış”

  1. Barbaros Mülayim diyor ki:

    Cevap 1-) İnsanlar öyle olması gereken şeyleri böyle yapmaz. Çünkü o öyledir. Değişemez. Ve böyle diyenlere sert tepkiler gelir. Kısacası İsviçre’de bu karar geçerse büyük tepkiler gelecektir.
    Cevap 2-) 2006 yılında Pakistan’da yapılan bir gösteride ”İslam vahşi bir dindir diyenlerin kellesini koparın.” yazılı bir pankart taşındı. Bu yüzden El-Kaide’nin nereden çıktığı pek mühim değildir.
    Cevap 3-) Türk veya ermeni, zenci veya kızılderili… Fred Hase Mavi Küre(Dünya)’ye bakan ilk insandır. Ve Apollo 13 ten indiğinde düşündüğü tek şey, orada yaşayanlar ‘İNSANLAR’dı. Başka hiçbir şey değil.
    Cevap 4-) Türban üniversiteye ne kadar girebilir bilmiyorum. 2003′te yapılmış bir araştırmaya göre; bir insanın zeka veya eğitim seviyesi ne kadar yüksekse, dindar(tutuculuk ve yobazlıktan bahsediyorum.) olma olasılığı da o kadar azdır.
    Cevap 4-) ”Dünya’daki konumumuz pek tuhaf. Her birimiz, sebebini bilmeden burayı kısaca ziyaret ederiz ancak görünen o ki bazılarımız için bunun ilahi bir amacı var. Oysa gündelik hayatın bakış açısıyla bir değerlendirme yapılırsa gerçekten bildiğimiz bir şey var: insan diğer insanlar uğruna burada; elbette biz yani gülümsemeyi ve iyi kalpli olmayı en önemli değerler sayarak mutlu olabilenler için.” (Albert Einstein). Bu söz Einstein’ın ağzından alıntıdır. Bunu Einstein bir yahudi olduğu için Hitler’e, güzel cevabı için yobazlara ithaf ediyorum.

  2. Ridvan diyor ki:

    Cevap 2 oldukça açıklayıcı olmuş. Türban ve dindarlık konusuna gelince, din anlayışıyla çok da fazla barışık bir insan değilim ama biraz da özgürlük yanlısıyım bu konuda, insanların dış görünüşleri dolayısıyla dışlanmasına pek sıcak bakmıyorum. Öyle ki bu bazen faşizm seviyesine çıkabiliyor, buna üniversite gençliğinin tartıştığı bir programda ‘ben o türbanla üniversiteye giren kafayı keserim’ tarzı nefret içerikli mesajlar veren kız öğrencileri görünce kanaat verdim. Ama türban devlet üniversitelerine girerse bir gün, bilimlerde dini kuralları uygulamaya kalkmak gibi aptalca bir talepte bulunacaklarsa türbanlı öğrenciler de işte o zaman hiçbir surette üniversitelere alınmamalı, gidin İlahiyat Fakültelerinde icra edin dininizi derler adama! Elbetteki benim savunduğum özgürlüklerle ilgili bir şey, bence Heybeliada Ruhban Okulu da açılmalı. Yıllardır şeriat korkusu, ülkenin bölüneceği korkusuyla yaşamışız. Bunları atmamız lazım. Ama onun dışında örnek verdiğin araştırma çok doğru, bunu zaten görebiliyoruz. Araştırma da tezlerimizi doğrulamış. Einstein’ın cevabını bence milliyetçilere de ithaf edelim.

  3. susu diyor ki:

    “Ama türban devlet üniversitelerine girerse bir gün, bilimlerde dini kuralları uygulamaya kalkmak gibi aptalca bir talepte bulunacaklarsa türbanlı öğrenciler de işte o zaman hiçbir surette üniversitelere alınmamalı, gidin İlahiyat Fakültelerinde icra edin dininizi derler adama!”

    Böyle bir talepte bulunulabileceğini açıkçası pek düşünmüyorum.. Yüzlerce başörtülü kız öğrencilermiz bu tür baskılardan dolayı ülkelerinde okumak yerine “Avrupa”da okumayı tercih etmiştir..Orası daha dindar olduğu için mi ? Yoo.. Bilimlerde dini kurallarımı uyguluyormuş avrupalılar? Asla.Ama onları o “şekil” içerisinde kabul etmişlerdir.Sorguya gerek yok. Var olan bir dini tema bu. Dini duygu ,dini vecibe. kabul edilsin veya edilmesin konu bu değil.
    Kurmaca oyun bunların hepsi.Türkiye`nin içinde yaşadığı şu yıllardr dillerden düşmeyen “yasak” evet sadece oyun. Kutuplaştırma senaryoları ve 30-40 yıldır buna doymak bilmeyen bizler..Ülkenin bölüneceği korkusuyla yaşamış olmamız çok doğru.. Çünkü bu korkuda bir diretmeydi.Kutuplaşan iki görüş arasında bir takım dindar yobazlar ve laik yobazlar var.Herşey onların başının altından çıkıyor. işte onlar ayıklandımı.. Aşılabilir belki.
    Belki ama uzak bir belki bu :)

    onlar içimizde !. çok içimizde.

    Sorunların tümüyle sadece yasakla aşmaya çalışmış bir ülke burası. Her konuda böyle. Sigarada bile :)
    Lazdan, çerkezden, araptan, kürtten, dindardan ve sosyalistten.. hep korkmuş bu ülke ve çözümlemek yerine blok yerleştirmiş. Ne beklenir ki.. daha hayır gelir mi ?

    “Kim gerçek yabancı – bir ülkede yaşayıp başka bir yere ait olduğunu bilen mi, yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bir yeri de olmayan mı?!” Ayrımcılığa tabi olmuş. boynunu kurallar karşısında büküp kendi ideolojisini yaşayamayan herkes bu soruya dahildir.Ben dahilim !.

  4. Ridvan diyor ki:

    Söylediklerinize tamamen katılıyorum. Ben bu sitenin editörlerinden biriyim fakat benim de hata yapma ve konu kaçırma gibi lükslerim olabiliyor, her insan gibi :) Benim de eleştirdiğim noktadır, bizim yasakçı ve şiddete oldukça meyilli ülke atmosferimiz. Yani kimse karşısındakini dinlemiyor, dinlemek istemiyor, buna yanaşmıyor. Herşeyi yasaklıyorlar bize, sansürler koyarak bizi aşağılıyorlar. Herşeyin aşırısı fazladır demez mi büyüklerimiz? Neden biz daha küçük yaşlardan itibaren şiddeti meşru gören birileri haline getiriliyoruz. Hrant Dink öldürülmek yerine ülkü ocaklarında bir konferans verseydi, o sözlerini yanlış anlatan çıkarcıları defedip, insanlara kardeşliğin beraber yaşamanın önemini vurgulasaydı olmaz mıydı? Neden insanlar istedikleri gibi yaşayamıyor, istedikleri kaynaklara ulaşamıyorlar? Neden barış fikri tiksinç bir kelime gibi görülüyor? Kutuplaşma çok ciddi bir problem, arada tampon kişiler bulunmazsa daha da ciddi hale gelecektir.
    Bir de alıntıladığınız cümle de anlatmak istediğim şuydu aslında, herkesin korkuları var. Laiklerin de dindarların da milliyetçilerin de Türklerin de Kürtlerin de. Biz bu korkuları hep varoldukları gibi kabul etmişiz. Ordudaki yemin töreninde başı kapalı analar bulunursa laiklik elden gider sanmışız, Ahmet Kaya Kürtçe şarkı söyleyince vatan bölünür sanmışız, ülkede kiliseler ve Hristiyan din adamları bulununca din elden gider sanmışız, sanmışız da sanmışız. Bence bunları düşünen insanları değil de, bunları bu şekilde empoze eden sistemi ve yandaşlarını eleştirmemiz lazım.

  5. susu diyor ki:

    Evet bende sizin söylediklerinize katılıyorum.

    Bu düşünceleri empoze eden devlet liderleri bol bol mevcut . Türkiyede sağ sol farketmeksizin meydanda ki bütün politikacılar belli konularda at gözlüklerini pek bi benimsemişler. yada Rant elde etmek çok hoşlarına gidiyor.Bizlerde buna sessiz kalmaktayız. Kalmasak ne olur ? oda ayrı bi konu. Çok karamsarım belki ama görünen köy klavuz istemez. Her iki kelimeden birinde Atatürk e sığınmaya karşı biriyim ancak, şunu söylemeden edemiyeceğım.. Türk demokrasi tarihi için diyorum bunu , çok erken göçmüş . Belli tabuları düzene sokmadan.. Şimdi ya dinden yada ondan nem alıyorlar.. Ya Allah aşkından oy çelmeye çalışıyorlar yada Atatürk aşkından.. Bir Allahın kuluda demiyor ki ikiside çok farklı şeyler. Biri İlah biri Komutan neyi kıyas ediyorsunuz demiyor !. Dinci yobazlar Atatürkçüyü dinsiz, laik yobazlarda dindarı Atatürk düşmanı sandı ve bunları sanmalarının sebebide yine kendileridir. Yani açıkcası bu durumları yurtdışından birine anlatmaya çalışsan hakkımızda ne düşünür ?

    Birde şöyle bir durum var. Türkiye seçilmiş ülke değil. Bu tür vakaalar bir çok ülkeninde başına gelmiştir. Ancak onlar zamanında önemlerini almışlardır. Yasak koyaarak sonra birden hurraaa açılım geliyor dememişlerdir.. Hep izelenen yanlış politikaların sonuçları bunlar. Türk demokrasi tarihi çok acılı.

    Çok uzatmaya gerek yok sanırım bunlar bilindik şeyler ;)

Homurtuya Bir Tepki Bırak




Üste Git